Gözlerin bir gece,
kendi çukuruna düşen bir söz gibi
yankılanıyor uçurum kenarında.
Susuyorsun,
dalga dalga çekilirken sahilden
yalnız ve çıplak bir gökyüzü.
Bir bulut düşüyor yeryüzüne,
yavaş ve serin.
Kelimelerin dağılıyor,
bir kuyunun karanlığına atılan
bir taş gibi,
su yutuyor sesi.
Ama gözlerin anlatıyor,
öğrendiği her günahı vedanın
Pencerende bir lale,
yalnızlığını sabaha açarken,
gözlerinde henüz sökmemiş gece,
bileğinde açıp her nefesinde
kokusunu dağıtan yasemenler ve
Menekşeler, göğsünün ucunda
sessiz bir koroya dönüşüyor,
mor yapraklarıyla
zamana direnirken dipdiri.
Saçlarının altından
tomurcuklanır güller,
ateşle suyun arasında
yanmaya yazgılı.
dokunsan ürperecek
şafak rengi yapraklar
Tenin, ıslak bir zambağın
titrek hatırası,
Sen sustukça şehir genleşiyor,
tramvay sesi yankılanıyor uzaklarda,
martı çığlıkları
camlarda kırılıp düşüyor.
Her duvar bir sokağa uzanıyor,
ve sokaklar bir pencerede duruluyor:
Senin baktığı yerde.
Çiçeklerin sesiyle konuşuyorsun,
bahar ellerinden savruluyor.
Hangi yağmurun hangi söze
dönüştüğünü bilmeden
dinliyorum seni.
Gözlerin bir romanın ilk cümlesi,
devamı hep sessizlik ve
Bazı sessizlikler,
tüm gürültülerden daha derin.
Bir nehrin akışını durdurur,
bir şehrin ışıklarını söndürür.
Kalbinin en karanlık odasında
yankılanan bir ezgi gibi,
her ritmi, taş duvarlara vuran
dalgalar gibi yankı bırakır zamana.
Sen sustukça dünya daha az konuşuyor,
bir harf eksiliyor alfabelerden,
şarkılar unutuluyor.
Belki de hiç söylenmeyecek o sözler.
Sonra bir gün,
gözlerin kapanıyor,
ve çiçekler susuyor.
Şehir büyümeyi bırakıyor,
raylar paslanıyor,
ve o tek pencere,
yalnızca geceyi görüyor.
Ama biliyorum:
Bazı sessizlikler hiç dağılmaz,
harflerden önce varılır oraya,
bir gölgedir, usulca derine çöker,
ve insan o boşlukta bir ömür üşür.













Trackbacks & Pingbacks
[…] Bir Suskunluğun Ardından Kalanlar […]
Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!