I.
bir liman sisidir gözlerinin arkası,
her sabah yeniden demir alır
ama hiç açılmaz kıyıya.
belki de bilirsin,
çocukluğundan kalan o tekne
–paslı bir çığlık–
hâlâ bağlıdır iskeleye.
II.
gülüşünü çektiğin ipler
–incecik bir kırılmanın telleri–
her akşam biraz daha gerilir.
dişlerinin arasında sakladığın
yarım kalmış bir şarkıdır belki de
tozlu raflarda eksik bir cilt
–dudakların kapalı bir kitap
içinde bir çocuk ağlayan–
III.
bana anlattığın rüyalar
aslında düşmedi hiç göz kapaklarına;
suskunluğun külleriyle örtülüdür
yatak odanın camları.
perdeleri çekilmiş bir sinema gibi
sessizce oynatırsın aynı sahneyi
–beyaz perdede donmuş bir çocuk fotoğrafı–
IV.
oysa ben bilirim:
hüznün, avuçlarında eriyen
o eski sokak buzlarıdır.
her eriyişinde bir isim,
bir kapı tokmağı,
bir telefon numarası silinir
–terk edilmiş bir defterin
son yaprağında–
V.
–ey gözlerinin arkasında
sönmeyen bir lamba gibi
hüzün titreşen kız–
sana dokunmak,
denize düşen ay’ı
yakalamak gibi.
oysa sen,
kumların üzerinde bıraktığın
o ıslak izler kadar
bana yakınsın…













Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!