tahta masada kaldı yarımca akşam
güneşi eritirken bir çay bardağında
bir kuş gölgesi düştü camlara
ölüm, erken bir akşamdır –
açık kalan bir pencere
söylenmemiş bir ad
kırmızı bir kazağın omuzlardan kayışı
dışarıda, sokak lambaları
ıslak asfaltta yıkanan yüzlerini unutur
içeride aynalar buğu tutar yavaşça
bir nefesle bir daha silinmemek üzere
çünkü akşam, erken bir ölümdür –

karanlık, odanın köşesinde bir sandalyeyi
usulca kemirirken
radyodan yükselir bir türkü
her şey bir bekleme odasına dönüşür
böyle vakitlerde:
buzdolabının vızıltısı, su damlasının tok sesi
ve ayakkabıların kapıda çıplak duruşu
diş fırçası tek başına ıslaktır lavaboda
gölgeler kanatlanır duvardan duvara
ölüm, erken bir akşamdır
çorba soğur bin yıldır eskimeyen porselende
harfler dağılır parmak uçlarından
ekran kayar sessizce
bir ah kalır geriye –
rüzgârın elektrik tellerinde çaldığı
ve hiç kimsenin duymadığı
ağır madeni bir ninni
ölüm, erken bir akşamdır –
siktiret aşk şiirlerini.

Τα εις εαυτόν

Yarım Kalan Projelerin Unutulmaz Organizatörü

Farklı İşler!

Profil 1

Nuri Bay

Profil 2

Nuri Sel*

Profil 3

Ferit Nakıs

Profil 4

Ömer Lütfi Ünbil

Profil 5

Nuri Bay v4.0

Kategoriler

Son yorumlar

Üst veri

Etiketler

Etiketler:

#şiir

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.