Sokak lambalarının sarı cıvası dökülüyor
kaldırımda unuttuğun o eski sözün üstüne.
Bir insan kaç kere eksilir aynı durağın önünde?
Kaç kere baştan çizer gölgesini,
kendi karanlığıyla sıvanırken duvarlara gece?
Biz burada, bu cam kenarında,
elimizde sıkı sıkıya tuttuğumuz o soğumuş bardakla
hiç başlamamış yazların hesabını tutuyoruz.
Bir eşya oluyor yalnızlık, masanın ortasında duran;
bazen bir kül tablası, bazen ıslanmış bir kibrit çöpü.
Oysa dokunsak dağılacak gibi duran ne çok şey var:
Şehrin gürültüsü, trenlerin o kırık ray sesi,
ve içimizde usulca genişleyen o sessiz odalar.
Bakıyorsun, bir caddeden geçen adamın cebindeki ellere,
omuzlarına çöken okyanusa, o devasa yorgunluğa.
Herkes biraz birbirinin eksikliğini taşıyor üstünde,
bir başkasının yarım bıraktığı bir cümleyi tamamlar gibi
yürüyor gecenin içinde insan
durduğu yerde kaybolmasın,
susarken çoğalmasın içindeki kalabalık diye.
Masa aynı masa. Sandalye biraz daha yıpranmış.
Zaman dediğin, bir çırak gibi dolanıyor etrafımızda;
kırılan bir bardağı topluyor,
sonra getirip yeniden koyuyor aynı yerine.
Biz ise o büyük akıntının kıyısında oturmuş,
kendi sesimizin yankısını arıyoruz bir boşlukta.
Görüyorsun değil mi birtakım şeylerin hiç değişmediğini?
Bir otobüs kalkıyor garajdan,
içinde nereye gittiğini bilmeyen biletler.
Bir kadın şemsiyesini kapatıyor, yağmur yağmadığı halde.
İşte böyledir; bazı şeyler sadece durur,
ve durduğu yer kadar ağırlaşır zaman.
Işıklar tek tek sönüyor karşı bloklarda.
Bir şehrin içini boşaltması gibi bir şey bu,
kendi içine doğru çekilmesi nesnelerin.
Sonra bir sessizlik kalıyor geriye,
bir de o kapkara, o dinmeyen uğultu.
Eksiliyor duvardaki yelkovan, kendini tekrarlayan bir sarkaç gibi.
Ne var ki şafak, bir başkasının ufkunda kalıyor bu gece.
Ne kadar yürürsen yürü, ne kadar değiştirsen de sokakları,
aynı parantezin içinde kalıyorsun sonunda.
Gece, sarı cıvayı ağır ağır karıştırıyor kükürtle.
Şafak çıkmıyor o imbikten;
yalnızca daha ağır bir karanlık çökeliyor dibe
gün söküyor, kaldırımda parlamayı sürdürüyor o sarılık
karanlık üzerini değiştirip gitmiş gibi yalnız
İçindeki geceyi bırakamıyor pencereler
Sonra hiçbir şey olmuyor,
Sabahla bitmiyor bazı geceler.
Çankırı – 26/07/2026
Etiketler:
#şiir













Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!