Bana verilen günler vardı.
Sabahın karanlığında kapıya bırakılmış,
kimsenin sahiplenmediği paketler gibi.
Açardım.
İçlerinden
aynı telaş,
aynı hesap,
aynı yüz çıkardı.
Bir süre taşıdım onları.
Sonra omuzlarım öğrendi.
İnsan dediğin
alışıyordu bazı şeylere.
Kalabalıklar vardı.
Bir şey isterlerdi.
Bir söz.
Bir açıklama.
Yerine göre bir suskunluk.
Ben hepsine aynı yüzü götürürdüm.
Akşamları çıkarıp
sandalyenin arkasına astığım.
Gece olunca
odada iki kişi kalırdık:
Ben
ve yüzüm.
Sonra sen.
Bir gün mü?
Bir mevsim mi?
Yoksa yanlış hatırladığım
bir ayrıntı mıydın?
Şimdi ayıramıyorum.
Ama bazı saatlerin
sana benzediğini biliyorum.
Öğleden sonraları mesela.
Işığın masanın üstünde
fazla oyalanışı.
Bir sokağın
gereğinden sessiz oluşu.
Kimsenin dikkat etmediği şeyler.
Sen oralarda bulunurdun.
Gazetelerde aynı insanlar ölürdü.
Kasiyerler aynı yorgunlukla para üstü verirdi.
Binalar büyürdü.
Yıllar da.
Ama bazı günler
dünya işini eksik yapardı.
Bir pencere açık kalırdı.
Bir perde unutulurdu.
Bir kuş
yanlış ağaca konardı.
Ben o boşluklardan geçerdim.
Bir yere varmak için değil.
Bir süreliğine kaybolmamak için.
Biz büyük şeyler yaşamadık.
Ne birbirimizi yıktık
ne kurtardık.
Aynı sessizliği
iki ayrı yerden duyduk yalnızca.
Bu da az değildi.
Çünkü dışarıda
her şey kendi ağırlığını artırıyordu.
Takvimler.
Aynalar.
Maaşlar.
Bekleyişler.
İnsan bazen
yalnızca bir saat boyunca
daha az yalnız kalabilmek için
uzun yollar yürür.
Bunu sonradan öğrendim.
Sonra ne oldu bilmiyorum.
Bir şey kapanmış olmalı.
Bir dükkân.
Bir mevsim.
Bir kapı.
Birinin dalgınlığı.
Bir gün baktım,
ışık yine aynı yerden düşüyordu masaya.
Perde aynı perdeydi.
Sokak yerindeydi.
Şehir de.
Yalnız
bir eksiklik vardı.
Adını koyamadığım.
Uzun süre
yanlış bir adrese yazılmış mektup gibi
bekledim.
Akşam oldu.
Lambalar yandı.
Karşı apartmanın pencereleri
tek tek karardı.
Ben biraz daha oturdum.
Sonra eve gittim.
O günden sonra
her şey devam etti.
Ve hiçbir şey.
Etiketler:
#şiir













Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!