– altı haziran ikibinyirmialtı gece üç kırkaltıda
ibonun ilk mısradan sonrasını yazamadım
dediğinde şiir yazılmaz kurulur dediğimdir.

Cehennem karası saçların olmasaydı
akşam bu kadar erken inmezdi şehre.
Bir yerlerde güneş belki yine unutulurdu,
ama bu kadar kişisel olmazdı karanlık.
Belki ben cebimde kırışmış bir gökyüzüyle
otobüs duraklarında bekleyen herhangi biri olur,
taşımazdım bu kadar ağır bir boşluğu

Cehennem karası saçların olmasaydı
geceyi yalnızca gece sanırdık.
Kimse fark etmezdi bir narın içindeki yangını
karanlık kendi ağırlığıyla yürürdü.
Bir kuyunun dibine bırakılmış
aynalar parlardı gözlerinde,
su çekilirdi dünyadan biraz.

Cehennem karası saçların olmasaydı
belki aşk daha anlaşılır bir şey olurdu.
Defterlerin kenarına yazılır,
unutulur, yerine yenisi konurdu.

Bir saçın karanlığına sığmayacak kadar büyüktü dünya,
Cehennem karası saçların olmasaydı
belki kurtulurdum.

Τα εις εαυτόν

Yarım Kalan Projelerin Unutulmaz Organizatörü

Farklı İşler!

Profil 1

Nuri Bay

Profil 2

Nuri Sel*

Profil 3

Ferit Nakıs

Profil 4

Ömer Lütfi Ünbil

Profil 5

Nuri Bay v4.0

Kategoriler

Son yorumlar

Üst veri

Etiketler

Etiketler:

#şiir

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.